Home Elestiri Ingmar Bergman’ın Stockholm’deki Ayak İzleri

Ingmar Bergman’ın Stockholm’deki Ayak İzleri

0

Sevdiğiniz bir sanatçının başka bir şehirde bıraktığı izleri takip etmek, kimi zaman sıradan bir geziyi kişisel bir yolculuğa da dönüştürebilir. Onun bir zamanlar yürüdüğü sokaklardan geçmek, oturduğu bir kafede oturmak, yaşadığı eve uzaktan bakabilmek ya da eserlerine ilham veren bir manzaranın karşısında durmak, onunla aranızdaki mesafeyi bir anlığına ortadan kaldırabilir. Onun baktığı yerlere bakmak bile eserlerini başka türlü anlamaya yeterli olabilir. Bu yüzden bazı şehirler sevdiğimiz sanatçılar sayesinde bize daha tanıdık gelir.

Stockholm şehri de Ingmar Bergman’ın uzun süre yaşamını geçirdiği bir şehir olması nedeniyle benim için böyle şehirlerden biridir. Stockholm merkezde yer alan İsveç Kraliyet Tiyatrosu’nun Bergman’ın ilk defa on iki yaşında tiyatro oyunu izlediği, tiyatroya âşık olduğu ve sonrasında da uzun süre yöneticiliğini yaptığı şehrin görülmesi gereken mekânlarından biri olduğunu söyleyebiliriz. 1908’den beri Art Nouveau tarzı mermer ve yaldızlı tarihi binasında hizmet veren salonda, Greta Garbo ve Bergman’ın filmlerinde yıldızlaştırdığı pek çok oyuncu döneminde sahne alır. Aynı anda beş farklı oyun sergilenen ayrı salonlara sahip yapı, kanalın hemen yanında bulunduğu için bir yandan da olağanüstü bir yürüyüş rotasının üzerinde bulunur. Bugün de tiyatronun repertuvarına bakıldığında Bergman’ın da çok sevdiği Ibsen, Strindberg ve Munk oyunlarına rastlamak mümkündür. Kuzey’in geleneğini bırakmadan, geleneksel ve modern olanı birleştirmeye çalışan bir temsil programına sahiptir. Bergman’ın anısına bir saygı duruşunda bulunmak adına belediye, tiyatronun arka sokaklarına “Ingmar Bergman Sokağı” şeklinde onun adını verir. Buralarda yürümek onun sanatsal yaratıcılığını ve İsveç’in takımadaları arasındaki entelektüel ve bohem yaşamı algılamak adına da kuşkusuz önemlidir. Burası bir nevi tüm Kuzey’in sanatla en iç içe meydanı gibidir. Birbirine köprülerle bağlanan pek çok ufak ada tarzı yerleşim bölgesine sahip olan Stockholm’de bu anlamda her bölgede farklı bir kültürel etkinlik, müze ve sergi salonu da görebilirsiniz.

Meydandan çıktıktan sonra bir araba yolculuğuyla Solna bölgesindeki Filmstaden Rasunda’ya doğru giderseniz, Bergman’ın filmlerini çektiği ve kurguladığı stüdyoya ulaşabilirsiniz. Yaz Oyunları (Sommarlek, 1951), Yaban Çilekleri (Wild Strawberries, 1957), Yedinci Mühür (The Seventh Seal, 1957), Sessizlik (The Silence, 1963) ve Persona (1966) gibi filmlerinin kimi sahnelerinin bu stüdyolarda çekildiğini eklersem, sanırım stüdyonun önemini anlatabilmiş olurum. Burası ziyaretçilerin girişine ve bir geziye açık olmasa da Bergman’ın Stockholm’daki yaşam üçgeninin önemli ayaklarından bir diğeridir.

Esas önemli bölüm ise, Stockholm’ün neredeyse yarım saat dışarısında kalan ve daha çok şehrin önemli insanlarının yaşam alanı olan Östermalm ve Karlaplan bölgesidir. Bu bölge, İsveç’e dair Avrupa’nın güneyinde oluşan stereotipik “kasvetli, melankolik ve bunaltıcı” gibi tabirlere karşılık verecek klasik bir İskandinav mimarisine sahiptir. Bitişik nizamda yapılmış büyük ve görkemli taş bloklar, geniş apartmanlar ve sık yerleşim yerleri sizi çepeçevre kuşatmaya başlar. Burası Stockholm’ün doğal biçimde gelişmiş eski bir mahallesi değildir. Karlaplan’ın bugün yukarıdan bakıldığında yıldız biçimli yerleşim düzeni, 1866 tarihli Lindhagen Planı sonrasında şekillenen geniş bulvarlar, ağaçlandırılmış caddeler ve Paris tipi meydan anlayışının parçasıdır. Karlaplan çevresinde inşa edilen büyük apartmanlar dönemin kentli üst sınıfının statüsünü temsil ederken, bölge bugün de Stockholm’ün en prestijli konut alanlarından biri olma özelliğini korur.

Bergman’ın babası Erik Bergman uzun süre bu bölgede yer alan ve tarihi 1600’lü yıllara uzanan İsveç’in geleneksel Lutheryan kiliselerinden biri olan Hedvig Elenora Kilisesi’nde görev yaptığı için Bergman’ın çocukluğunun önemli bölümünün geçtiği ev de bu bölgede yer alır. Yönetmenin otobiyografik eseri Büyülü Fener’de uzun uzun anlattığı Karlaplan’daki çocukluk evi bugün yoktur. Bu büyük ve geniş evin yerine modern bir bina yapılır ve bir teknoloji şirketi tarafından kullanılır. Ancak evin hemen karşısında babasının görev yaptığı kilise hâlâ tüm ihtişamıyla aynı yerinde durmaktadır. Bergman, çocukluğunun geçtiği Östermalm’dan bahsederken, hafızasında düzenli ve konforlu bir burjuva semti olduğu kadar kapalı aile dünyasının da baskıcı tarafını sık sık anlatır. Yani dışarıda son derece düzenli, saygın ve güvenli bir burjuva çevresi bulunurken, bu dönemde baba otoritesiyle birlikte ev içinde ise korku, otorite, cezalandırılma ve baskı vardır. Bergman’ın sonraki filmlerinde güzel döşenmiş evlerin içinde yaşanan psikolojik şiddeti düşündüğümüzde, Östermalm oldukça anlamlı hale gelir. Semti gezerken bunu tamamıyla hissetmek mümkündür.

Bergman, İsveç Kraliyet Tiyatrosu’nda çalıştığı ve Ingrid Rosen’le evliliğini yaptığı sıralarda çok sevdiği August Strindberg’in de bir dönem yaşadığı aynı bölgede yer alan bir apartman dairesine taşınır. Strindberg yaşarken buradaki ev müstakil bir yapı iken, sonrasında yıkılıp yerine bir apartman inşa edilir. Bergman da Strindberg’in anısına saygı göstermek ve onunla bütünleşmek adına önemli bir karar vererek Farö Adası’na taşınana kadar dışarıdan bakıldığında son derece sade gözüken ve güzel bir parka bakan bu dairede yaşamının önemli bir kısmını geçirir. Büyülü Fener’de Karlaplan’daki ilk gecesinde, Strindberg’in bir zamanlar yaşadığı yerde olduğunu hatırlatarak, gece döşemelerin arasından hafif bir piyano sesi duyduğunu ve çalınan parçanın Schumann’ın Aufschwung’u olduğunu yazar. Devamında bu parçanın Strindberg’in sevdiği parçalardan biri olduğunun da altını çizer. Hayaletlere inanan bir adam için bu evde yaşamak kuşkusuz büyülü bir deneyim olmalıdır. Strindberg ve Bergman, pek çok eserinin altında adres olarak burayı belirtmiş olmasına karşın, bugün binanın girişindeki ufak bir hatırlatma yazısını dışarıda tutarsanız, bina eski görkeminden uzaktır.

Stockholm, oldukça hareketli, neşeli ve bohem yaşamına çok uygun bir kent iken, Östermalm ve Karlaplan deneyimleri ise bunun tam karşıtıdır. Bu bölgeler İsveç burjuvazisinin ve aristokratların yaşadığı, dışarı yaşamının çok az olduğu ve dışa kapalı boğucu bir bölgedir. O yüzden de Bergman’ın yaşamına ve eserlerine de yansıyan o karamsar ve kasvetli havayı yaşamak adına buralarda vakit geçirmek önemlidir. Östermalm’ın sokaklarındaki ve mimarisindeki çıkışsızlık, Bergman’ın çocukluğunun geçtiği dönemi de düşündüğümüzde oldukça ürkütücü bir hale gelir.

Bergman’ın şehirdeki ayak izlerini takip ederken son durağınız, Östermalm’dan on beş dakikalık bir yürüyüş mesafesinde olan İsveç Film Enstitüsü olabilir. İçerisinde sinema salonu, restoran, fuaye ve kitaplığın olduğu mekânın en önemli özelliği ise İsveç sinemasının hafızası olmasından kaynaklanır. Burada Victör Sjöström, Mauritz Stiller, Christina Olofson ve Alf Sjöberg gibi yönetmenlerin arşivleri bulunur. İçerisinde yer alan sinema salonlarından birine Sjöström’ün diğerine ise Stiller’in ismi verilmiştir. Ingmar Bergman’ın arşivi de buradadır. Ama yönetmenin güncel materyallerinin ve arşivinin orijinal nüshalarının tamamı Ingmar Bergman Vakfı’na aittir. Arşivdeki dokümanlara önceden izin almak kaydıyla buradan ulaşabilirsiniz. Bergman, yaşamı boyunca biriktirdiği malzemeleri vakfa devreder. Sadece Farö Adası’ndan Stockholm’e 45 kutu belge aktarılır. Bugün koleksiyonda binlerce doküman ile Bergman’a gelen ve Bergman’ın yazdığı yaklaşık 10.000 mektup bu arşivdedir. Bunun yanı sıra yönetmenin orijinal senaryo nüshaları, elyazmaları, çalışma defterleri, eskizler, prodüksiyon belgeleri, fotoğraflar ve yazışmalar da koleksiyonun parçasıdır. Arşiv 2007’de UNESCO’nun Memory of the World siciline de alınır ve “dünya mirası” olarak kabul edilir.

İskandinavya genel olarak gösterişin, lüksün ve pazarlamanın ön planda olduğu bir coğrafya olmadığı için çoğu zaman burada yetişmiş sanatçılara ait izleri takip etmek zordur. Bizdeki gibi heykeller, müzeler ve hediyelik eşyalar üretmek yerine gündelik yaşamın içerisinde sanatçılar ve eserlerine ulaşmak bir gelenek haline gelir. O yüzden de İsveç’te ve özelinde de Stockholm’de Bergman’la ilgili bolca hediyelik eşya ve popüler ürün ararsanız, bunlara ulaşmanız pek mümkün değildir. Bunlar daha çok Farö Adası’nı bir işletmeye dönüştüren Amerikalı şirketin ve Farö kısmının bir parçasıdır. O yüzden de sakin bir Stockholm gezisinde Bergman’ın ayak izlerini bir pencere, bir tiyatro kapısı, Karlaplan’da sessiz bir öğleden sonra, evin karşısındaki kilisede çalan kilise çanında takip etmekte fayda vardır. Bu şekilde eski bir film karesi kadar uzak yaşamlar, etrafında daha çok vakit geçirdikçe bir anı kadar yakınlaşabilirler. Belki bir sanatçının izini sürmenin en güzel yanı da budur.

Barış Saydam

Bar_saydam@hotmail.com

Previous articleKurtuluş
1983, İstanbul doğumlu. Lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema Bölümü'nde yaptı. Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011-2014 yılları arasında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğü yaptı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013-2019 yılları arasında Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yaptı. 2018-2020 yılları arasında İstanbul Şehir Üniversitesi'nde ders verdi. 2018-2021 yılları arasında Sinema Yazarları Derneği'nin (SİYAD) genel sekreterliğini üstlendi. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015)- Burçak Evren'le ortak-, Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016), Aytekin Çakmakçı: Güneşe Lamba Yakan Adam (2019), Osmanlı’da Sinematografın Yolculuğu (1895-1923) [2020], Derviş Zaim Sinemasına Tersten Bakmak (2021) – Tuba Deniz’le ortak-, Orta Doğu Sinemaları (2021) – Mehmet Öztürk’le ortak-, Türkiye’de Sanat Sineması (2022) isimli kitapları da bulunuyor.

NO COMMENTS

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Exit mobile version