Home Elestiri İskandinavya’daki Sinematekler ve İşleyişleri

İskandinavya’daki Sinematekler ve İşleyişleri

0

Yakın dönemde İskandinavya’yı ziyaret ederken buradaki Sinematekleri görme ve yapılanmalarını da yakından inceleme fırsatı yakaladım. Sinematek, en temel anlamıyla sinema filmlerini ve sinemaya ilişkin kültürel mirası toplayan, koruyan, restore eden, araştırmaya açan ve seyirciyle yeniden buluşturan kurumları ifade eder. Sinematek ile Film Arşivi/Film Enstitüsü birbirinden farklı yapılardır. Sinematek, yalnızca bir “film arşivi” değildir; aynı zamanda bir gösterim, eğitim, araştırma ve sinema kültürü merkezi olarak çalışır. Arşivlenmenin yanı sıra sinema kültürünün yaygınlaşmasını sağlamak ana nosyonudur. Bir anlamda Sinematek, bir ülke sinemasının hem müzesi hem kütüphanesi hem arşivi hem de gösterim salonudur. Bu kadar çok işlevi yerine getirmesi beklenen kurumların da sadece kendi sermayeleri ile kendilerini devam ettirmeleri beklenemez. Ülke sinemasının hafızasını koruma, düzenleme ve seyircilere ulaştırma gibi bir nosyon edinmiş kurumların bu yüzden de devlet desteğiyle uzun yıllardır varlıklarını sürdürdüğünü düşünebiliriz.

İsveç ve Norveç’teki Sinematekler de tamamen devlet desteğiyle işleyen yapılardır. İsveç’te Film Enstitüsü ve Sinematek iç içedir. Danimarka’ya geçtiğimizde ise devlet desteğinin yanı sıra ek bir kaynak olarak Kültür Bakanlığı desteği de karşımıza çıkar. Buradaki kurumsal yapı, sadece koruma ve muhafaza etme anlamında değil, bunu tanıtma ve günceli takip ederek seyirciye filmleri ulaştırma amacı da taşır. Bu ülkelerde sosyal devlet yaklaşımı, kültürel alanlarda da hâkimdir ve devlet bu kurumlara film yasalarıyla belirlenen çerçeveler içerisinde düzenli bir destek sağlar.

İskandinavya’daki sosyal devlet anlayışı, en genel ifadeyle yüksek vergilendirme karşılığında geniş, evrensel ve kamusal sosyal hizmetlerin sağlanmasına dayanır. Danimarka, İsveç ve Norveç bu modelin en bilinen örnekleridir. Finlandiya ve İzlanda da çoğu zaman daha geniş “Nordik model” içinde değerlendirilir. Bu sistemin temelinde, sosyal hakların yalnızca yoksullara yönelik yardım olarak değil, temel bir vatandaşlık hakkı olarak görülmesi vardır. Eğitim, sağlık, çocuk bakımı, işsizlik desteği, emeklilik ve yaşlı bakımı gibi hizmetler toplumun geniş kesimlerine sunulur. Dolayısıyla sosyal politika, yalnızca ekonomik olarak en dezavantajlı grupları korumaya yönelik işlemez. Toplumdaki genel yaşam standardını yükseltmeye yöneliktir. Buradaki amaç, kapitalist piyasa ekonomisini ortadan kaldırmadan piyasanın yarattığı eşitsizlikleri sosyal politika yoluyla sınırlamaktır. Bu nedenle İskandinav ülkelerinde özel şirketler ve piyasa ekonomisi oldukça güçlüdür. Özellikle de başkentleri gezerken bunu çok net bir biçimde fark edersiniz. Buralarda yeme içme, kültürel etkinlikler, ulaşım gibi temel kalemler oldukça pahalıdır. Neredeyse her şey genel Avrupa ortalamasının üzerinde bir fiyata sahiptir. Fakat piyasa, geniş bir sosyal güvenlik ağıyla dengelenir. O nedenle fiyatlar (vergilerin de etkisiyle) yüksektir ama herkesin her şeye ulaşımı da son derece kolaydır. Kültür politikaları açısından da bu anlayış önemlidir. Sinematekler, film enstitüleri, kütüphaneler, müzeler, tiyatrolar ve sanat kurumları yalnızca ticari işletmeler olarak görülmezler. Bu mekânlar kamunun yükümlülüğündeki kültürel hizmetin parçaları sayılır. Bu nedenle İsveç, Danimarka ve Norveç’teki Sinemateklerin ve film arşivlerinin devlet desteğiyle güçlü biçimde ayakta kalabilmesi, aslında Nordik sosyal devlet anlayışının kültür alanındaki bir uzantısıdır.

Amerikan kültürü, Avrupa’nın genelinde olduğu gibi İskandinavya’da da gün geçtikçe etkisini arttırmaktadır ve sokaklarda yürürken bunu çok net bir biçimde görürsünüz. Amerikan markaları ve AVM anlayışı özellikle de İsveç’te oldukça yaygındır. Danimarka’da da keza alışveriş endüstrisi ve tüketim kültürü büyük oranda bu etki altındadır. O yüzden bu merkezlerde güncel filmlerin seanslarına ve reklamlarına da çokça rastlayabilirsiniz. İsveç ve Norveç gibi ülkelerde sanat sineması çok fazla izlenmese de görece daha tavizsiz bir yıllık program görürüz. Yıl içerisinde sık sık önemli İskandinav yönetmen ve oyuncuların seçkileri, Avrupa’daki auteur sinemasına yönelik programlar ve lokal festivaller ağırlıktadır. İsveç’te Sinematek’in programlarına yıllık katılımcı sayısı 33bin iken, Norveç’te bu rakam 93bine kadar çıkar. Danimarka’da ise yıllık 125bin Sinematek seyircisi vardır. Ancak Danimarka’daki Sinematek’in diğer iki ülkeye göre daha popüler içeriklere de yer verdiğini belirtmek gerekir. Örneğin burada Christopher Nolan’ın The Odyssey filmini 70mm. IMAX orijinal kopyasından izleyebilirsiniz. Çok yönlü bir film gösterim programına sahiptir ve bir yandan da vizyondaki filmleri yakından takip eder. Bu nedenle, buranın işleyişi diğer İskandinav ülkelerinden biraz daha ayrışır. Avrupa’nın en kuzeyinde olmalarının da etkisiyle çok daha dışa açık ve sanat sineması ile popüler sinema arasında geçişken bir programlama tercih edilir.

Danimarka modelinde devlet desteği çok belirleyicidir. DFI, Kültür Bakanlığı altında çalışan bir kamu kültür kurumudur ve faaliyetleri doğrudan Danimarka Film Yasası ile belirlenir. Devletle kurum arasında yapılan uzun süreli bir anlaşmayla kurumun devletten alacağı ücret bellidir. O yüzden de kurum yıl içerisinde öngörülebilir bir bütçeyle işleyişini rahatça sürdürebilir. Kurumun ayakta kalması için her gösterimin ticari olarak kendini amorti etmesine gerek yoktur. İsveç Film Enstitüsü’nün tarihsel karakterinde ise arşivcilik, sinema tarihi ve araştırma çok daha görünür durumdadır. Bu tesadüf değildir. İsveç’teki Sinematek geleneği, 1930’larda kurulan önemli film koleksiyonlarına dayanır. Bu koleksiyonlar daha sonra İsveç Film Enstitüsü’ne devredilir. Filmhuset 1970’te açıldığında ve film arşivini bünyesine dahil ettiğinde, o yıllarda bile yapının tasarımında dönemi açısından oldukça ileri olan iklim kontrollü film depoları bulunur. İskandinavya ülkelerinin en önemli ve en etkili unsurlarından biri de her şeyin uluslararası standartlarda ve gerekliliklerde ihtiyaca uygun şekilde inşa edilmesidir. Bu yanıyla Sinematek’lerin ihtiyacı olan uygun iklimlendirme koşullarına sahip arşiv depoları, filmlerin hızlı bir biçimde restore edilmesi, dokümanların dijitalizasyon süreçleri, film izleme odaları, geniş ve rahat kitaplıklar üç arşivde de erken yıllardan beri faaliyet gösterir. İsveç’teki arşiv, hukuken bir vakıf olmakla birlikte faaliyetlerinin finansmanı devlet kaynaklarına dayanır ve İsveç hükümetinin ulusal film politikası doğrultusunda çalışır. Yönetim kurulu da hükümet tarafından atanır. Yaklaşık 120 çalışana sahiptir. Arşiv, restorasyon, dijitalizasyon, kütüphane, restoran, fuaye gibi alanların her biri güçlü bir biçimde işlemektedir. İskandinavya’da özellikle bu tür kurumların restoranları da oldukça başarılıdır ve sadece restoranda yemek yemek için bile çok sayıda ziyaretçi ağırlarlar. Bu yapılar, aynı zamanda entelektüellerin de bir araya geleceği ve sosyalleşebileceği şekilde kurgulanır.

Üç kurumun da modeli devlet destekli, kâr amacı gütmeyen, devletin kültür sanat politikasına destek veren, arşivdeki malzemeyi programlarla güncel bir şekilde seyirciye ulaştıran, film kültürünü korumayı ve yaymayı amaçlayan bir bakış açısına sahiptir. Özetle İskandinavya insan hayatına, çevreye, doğaya önem verdiği kadar edebiyat, müzik, opera, dans, tiyatro ve sinema gibi kültür sanatın her bir alanına da önemli ölçüde yatırım yapar.

 

Barış Saydam

Bar_saydam@hotmail.com

 

Previous articleIngmar Bergman’ın Stockholm’deki Ayak İzleri
1983, İstanbul doğumlu. Lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema Bölümü'nde yaptı. Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011-2014 yılları arasında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğü yaptı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013-2019 yılları arasında Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yaptı. 2018-2020 yılları arasında İstanbul Şehir Üniversitesi'nde ders verdi. 2018-2021 yılları arasında Sinema Yazarları Derneği'nin (SİYAD) genel sekreterliğini üstlendi. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015)- Burçak Evren'le ortak-, Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016), Aytekin Çakmakçı: Güneşe Lamba Yakan Adam (2019), Osmanlı’da Sinematografın Yolculuğu (1895-1923) [2020], Derviş Zaim Sinemasına Tersten Bakmak (2021) – Tuba Deniz’le ortak-, Orta Doğu Sinemaları (2021) – Mehmet Öztürk’le ortak-, Türkiye’de Sanat Sineması (2022) isimli kitapları da bulunuyor.

NO COMMENTS

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Exit mobile version